27 Temmuz 2012 Cuma

İŞÇİ - İŞVEREN İLİŞKİLERİYLE İLGİLİ MESELELER

İŞÇİ - İŞVEREN İLİŞKİLERİYLE İLGİLİ MESELELER

Kur’an ve sünnette işçi ve memurların emeği ile ilgili düzenleyici hüküm var mıdır?
Cevap: İslâm, el emeğine ve alın terine özel önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de; adaleti, iyiliği, insanlara muhtaç oldukları şeyleri vermeyi emreden, emânetlerin ehline verilmesini isteyen, ölçü ve tartının tam yapılmasını ve insanların haklarını eksiltmemeyi bildiren âyetler genel anlamda işçi ve memur haklarını da kapsar. Hadislerde şöyle buyrulur:
“Bir işçi çalıştıran kimse, ona vereceği ücreti bildirsin.”
“İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz.”
Bir kudsî hadiste de şöyle buyrulur: “Üç kimse kıyamet gününde beni karşılarında bulacaktır. Benim adımı verip haksızlık eden; hür insanı satıp parasını yiyen; bir kimseyi çalıştırıp da ona ücretini vermeyen.”

Hz. Peygamber, eski toplumlardan üç kişinin bir dağ yolundan geçerken fırtınaya tutulduğunu ve sığındıkları bir mağaranın ağzını yuvarlanan bir kayanın kapatması üzerine, içlerinden birisinin şöyle dua ettiğini anlatır: “Ey Rabbim! Ben birtakım işçiler çalıştırdım. Ücretlerini ödedim. Ancak işçilerden birisi ücretini almadan gitti. Onun hakkını ticaretle işletip arttırdım. Birçok malı oldu. Bir süre sonra gelerek ücretini istedi. Ben, gördüğün şu; deve, sığır, koyun ve hizmetçiler senin ücretinden meydana geldi, alıp götürebilirsin, dedim. Benimle alay etme diye cevap verdi. Seninle alay etmiyorum, dedim. Bunun üzerine bütün malını alıp gitti, hiç bir şey bırakmadı. Ey Rabbim! Bunu sırf senin rızanı kazanabilmek için yapmışsam, bizi bu mağaradan kurtar!”
Bu duanın arkasından mağaranın ağzını kapatan taş yuvarlanır ve oradan kurtulurlar.”
İslâm’a göre, işçi ve memur maaşları konusunda bir ölçü var mıdır?
Cevap: Belirlenecek temel ücret veya maaşta; çalışan işçi veya memurun kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler için yapmak zorunda olduğu masraflar ve ailenin içinde yaşadığı sosyal çevre dikkate alınmalıdır. Çünkü İslâm’a göre evli bir erkek; eşinin ve henüz iş ve meslek edinmemiş olan küçük çocuklarının geçim masraflarını karşılamak zorundadır.
Bir İslâm toplumunda emeği ile geçimini sağlayanlar için öngörülen hayat standardı bir hadis-i şerifte şöyle belirlenmiştir:
“Kim bizim bir işimize tayin olunursa, evi yoksa ev edinsin, bekârsa evlensin, hizmetçisi yoksa hizmetçi ve biniti yoksa binit edinsin. Kim bunlardan fazlasını isterse o, ya hilekârdır yahut hırsız.”
Buna göre, işçi ve memurlar maaşlarından yapacağı tasarruflarla mesken edinebilmeli; bekârsa evlenebilmeli; bakan, vali veya hakim gibi sosyal çevresi hizmetçi istihdamını gerektiren bir meslekte çalışıyorsa hizmetçi edinebilmeli ve gerektiğinde bir araç satın alabilmelidir. Emevi Halifelerinden Ömer b. Abdülaziz (ö.101/720)’in geçimini maaşla sağlayanlara söylediği şu sözler yukarıdaki hadisin uygulaması gibidir.
“Herkesin barınacağı bir evi, hizmetçisi, düşmana karşı yararlanacağı bir atı ve ev için gerekli eşyası olmalıdır. Bu imkânlara sahip bulunmayan kimse borçlu (gârim) sayılır ve zekât fonundan desteklenir.”
Hz. Peygamber bir hadisinde işçi-işveren ayırımı yapmaksızın mü’minin dünya ve ahiret mutluluğunu yakından ilgilendiren unsurlara şöyle işaret etmiştir:
“Üç şey mü’min için mutluluk kaynağıdır. Geniş ev, iyi bir binit ve iyi bir eş.”

İşçinin görev ve sorumlulukları nelerdir?
Cevap: İşveren, işçinin yalnız emeğini kiralamış olur. İşçinin şahsı üzerinde bir tasarruftan söz edilemez. Emeğinden yararlanma ise, “iş sözleşmesi, örf ve teamüller” çerçevesinde cereyan eder. İşçi kendi görev alanındaki emirlere uymak zorundadır. Ancak işverenin İslâm’a göre meşru olmayan emirlerine uyması gerekmez. Hadiste şöyle buyurulur:
“Allah’a isyanda kula itaat yoktur. İtaat ancak ma’rûf (iyi bilinen, örfleşmiş olan) şeylerdedir.”
Bir işçinin işe girerken, işverenle bir sözleşme yapması bir takım belirsizlikleri ortadan kaldırabilir.

İşverenin hakları nelerdir?
Cevap: İslâm temelde prensip olarak rekabete dayalı serbest ekonomi sistemini ve serbest iş rejimini benimsemiş ve bu konuda düzenleyici hükümler getirmiştir. İşçinin sürekli olarak yarınına güvenle bakması, işin süreklilik arzetmesine ve işverenin ayakta durmasına bağlıdır. Bu yüzden İslâm işverene birtakım görevler yüklerken ona bazı haklar da tanımıştır. Bu hakları aşağıdaki maddelerde toplayabiliriz:
a) İşçinin işi bizzat yapması.
b) İşi iyi ve sağlam yapması. Hadislerde şöyle buyurulur: “Biriniz bir iş yapınca, onu en sağlam ve en iyi şekilde yapması Allah’ın sevdiği bir davranıştır.” “Allah mesleğinde becerikli olan sanatkârı sever.” “İki günü eşit olan aldanmıştır.”
c) İşçi ve memurun mesai süresinde sürekli olarak çalışması: İşçi saat, gün, hafta, ay veya yıl gibi süre üzerinde akit yapılarak işe alınmışsa, mesai süresince iş yerinde bulunmak ve iş verildiği sürece ma’kul ve ma’rûf ölçü içinde devamlı çalışmak zorundadır. Ancak işe hazır olduğu halde kendisine iş verilmezse ücretinden bir kesinti yapılamaz. Kur’an’da şöyle buyrulur:
“Allah’a itaat ediniz. Peygamber’e ve sizden olan iş sahiplerine de itaat ediniz.” “Akitlerinizi tam olarak yerine getiriniz.”
Hadiste şöyle buyurulur: “Müslümanlar kendi aralarında belirledikleri şartlara uyarlar. Ancak helalı haram, haramı helal kılan şart bunun dışındadır.”
İşçi ve memurun elinde bulunan, işverene veya devlete ait alet ve eşyanın emanet sayılması. Hadiste şöyle buyurulur: “Tasarruf yetkisine sahip olup da, emanet edilen şeyleri gönül hoşluğu ile tam olarak, emredildiği yerlere veren güvenilir, Müslüman veznedar, tasadduk edenlerin ecrini alır.”

İşçinin tazmin sorumluluğu var mıdır?
Cevap: İşçi ve memurun tasarruf alanındaki demirbaşlar, makine, âlet ve edevât emânet hükmündedir. Onun bu konu ile ilgili sorumluluğu Mecelle’de şöyle düzenlenmiştir: “İşçinin kural dışına çıkması (teaddî) veya kusurlu hareket etmesi sonucunda, sorumluluğu altındaki mal telef olsa tazmin etmesi gerekir.” (Mad. 607). “İşçinin kural dışına çıkmış sayılması işverenin emrine açıkça veya delâlet yoluyla aykırı davranmasıdır.” Meselâ; sürünün sahibi çobana “hayvanları şu yere götür, orada otlat, başka yere götürme” dediği halde çoban başka meraya götürse “kural dışına çıkmış (teaddî)” olur. Bu yerde hayvan telef olursa ödemesi gerekir. (Mad. 608)

Kıdem tazminatı almak caiz midir?
Cevap: Kıdem tazminatı, uzun süre bir işyerinde çalışan işçinin, kendisine yükletilebilecek bir kusuru olmadan işten ayrılması durumunda, uzun yıllar çalışmasının ve yıpranmasının karşılığı olarak işverence ödenen bir paradır. İşçinin alabileceği ücret miktarının anlaşmazlığa yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Hz. Peygamber, “Kim bir işçi çalıştırmak isterse, ona vereceği ücreti bildirsin.” buyurmuştur.
Kıdem tazminatının miktarını, işe girerken önceden bilmek ve hesaplamak mümkün değildir. Çünkü yıllar sonra alınabilecek bir meblağın ne kadar tutacağı önceden bilinmez. Bu yüzden bu tazminatın miktarında bilinmezlik vardır. Bununla birlikte böyle bir hakkın varlığı taraflarca bilinmekte ve iş sözleşmesi kapsamında açıkça veya zımnen yer almaktadır. Diğer yandan kıdem tazminatını işverenin ödemesi; toplu emeklilik veya işten çıkarma gibi durumlarda, onu altından kalkamayacağı ağır tazminat yükü altında bırakmaktadır. Bu sakıncalar dikkate alınarak kıdem tazminatı, memurların emeklilik ikramiyesinde olduğu gibi, sosyal sigortalar kurumu tarafından üstlenilmelidir. İşçi ve işverenden kesilecek “emeklilik kıdem tazminatı” primi, problemi çözmek için yeterli olmalıdır. Nitekim son zamanlarda yapılan bir yasal düzenlemeyle bu konuda bir adım atılması sevindiricidir.

26 Temmuz 2012 Perşembe

Sünnet-i seniyye


1- Sünnet-i seniyye ne demektir?


Sünnet, kelime itibari ile yol demektir. Istılâhta ise Peygamber Efendimizin (asm) yolu anlamına gelir. Hürmeten “Sünnet-i seniyye” (çok mühim ve kıymetli olan âlî yol) denilmiştir.

Sünnet-i seniyyenin menbâı üçtür: Akvâli, ef’âli ve ahvâlidir. Yani Peygamber Efendimizin (asm) sözleri, fiilleri ve hâli sünnet-i seniyyenin kaynağıdır. Bu üç menbadan gelen sünnet-i seniyye, hüküm itibari ile de farz, nafile ve âdât-ı hasene olarak yine üç kısma ayrılır.


Farz ve vacib olan kısmına uymakla bütün Müslümanlar mükelleftir. Zira, Peygamberimiz de (asm) Kur’ân’ın emir ve yasaklarına uymakla mükellef olduğu için hem farz ibadet, hem de sünnet olmuş oluyor. Meselâ, farz namazlar, namazların farz ve vacib rükünleri, namazda Fatiha’nın okunması, bayram namazı, kurban kesmek gibi ibâdât, sünnet-i seniyyenin farz ve vacib kısmındandır. Bunların ittibâında büyük sevaplar, terkinde ise, azap ve ceza vardır.


Nevâfil, yani nafile olan sünnetlerde ise; namazların sünneti, duha, teheccüd gibi namazlar, Ramazan ayı dışında tutulan oruçları vs. sayabiliriz. Bu kısım sünnetlere ehl-i iman emr-i istihbâbî (müstehab olması) cihetiyle yine mükelleftir. Terkinde ceza ve azap yoksa da; büyük kârından ve o sünnetin nurundan istifadesiz kalmak vardır.


Sünnet-i seniyye dünya ve ahiret saadetinin temel taşıdır. Kemâlât-ı insâniyenin madeni ve menbaıdır. Konuşma veya yürüme kabiliyetini annesinin yardımıyla öğrenen bir çocuk gibi, nihayetsiz istidat ve techizâtla donatılmış, binler hissiyat kendisine ihsan edilen insan, bu maddî ve manevî cihazatını keşf edip, Rabbinin rızası dairesinde hayra sevk etmeyi öğreten Peygamberimize (asm) tâbi olmakla mahlûkatın en eşrefi olarak ahsen-i takvim vaziyetini alır.
Peygamber Efendimizin (asm) beşere getirdiği hidayet müjdesini kabul edip sünnet-i seniyyesine ittibâ eden ümmetinin sünnet-i seniyeye ittibâ ve dîn-i İslâm’a bağlılık nispetinde ulaştığı medeniyet seviyesi ve saadet, her daim “dîn-i İslâm” ve “sünnet-i seniyyeden istifade” nimetleri için şükretmeye vesile olmuştur.


2- Neden sünnet-i seniyye’ye ittibâ etmeliyiz?


Efendimizin (asm) sözleriyle, hâliyle ve hareketleriyle hayatımızı anlamlandırmak bize insan-ı kâmil olma noktasında en mühim rehber olacaktır. Bediüzzaman Hazretleri sünnet-i seniyye’nin ehemmiyetine binaen şöyle demiştir:


“Ey nefis! Az bir ömürde hadsiz bir amel-i uhrevî istersen ve herbir dakika-i ömrünü bir ömür kadar faydalı görmek istersen ve âdetini ibâdete ve gafletini huzura kalbetmeyi seversen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ et.”
1

Said Nursî, bu veciz ifadede, eğer sünneti hayatımızda tam yaşarsak; bütün hayatımızı ibadete çevirebileceğimizi, yapacağımız her hareketin ibadet hükmüne geçebileceğini ve hayatımızdaki bütün olumsuzlukları hayra çevirebileceğimizi belirtmiştir.


Âlem-i ervahtan başlayıp, saadet-i ebediyeye uzanan beşer yolculuğunda en emin rehberimiz, o yolu en güzel şekilde tarif eden, tarif etmekle de kalmayıp kendisine uyanları, binler meşakkat ve imtihanlar içindeki o yoldan en selâmetli bir şekilde geçiren, Peygamber Efendimiz (asm) ve onun sünnetidir.


O yolda gidenler, asla şaşırmadıkları gibi, o rehbere uyanlar beşeriyetin en mümtaz şahısları olarak anılmışlar, arkalarından gelenlerin de saadet kapısından girmesine vesile olmuşlardır.
“De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız; bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin’” 2 âyetinden de anlaşılacağı üzere, Allah’ı sevmenin alâmeti ve onu razı etmenin yolu sünnete tâbi olmaktan geçiyor. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de buyuruyor ki:


“Allah’ın Resûlünde sizin için kendisine uyulacak en güzel örnek ve nümûneler vardır.” 3
Cenâb-ı Hak bize uygun olacak ve kendisinin hoşnut olduğu tüm hâl ve hareketin Resûl-i Ekrem’de (asm) toplandığını ve Allah’ın sevgisini kazanmak için sünnete uymanın gerekliliğini vurgulamıştır.


Meşhur Hasan-ı Basrî, şu hadise-i mu'cizeyi şakirtlerine ders verdiği vakit ağlardı ve derdi ki: “Ağaç, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma meyil ve iştiyak gösteriyor. Sizler daha ziyade iştiyaka, meyle müstehaksınız.”
Biz de deriz ki: Evet, hem ona iştiyak ve meyil ve muhabbet, onun sünnet-i seniyyesine ve şeriat-ı garrâsına ittibâ iledir
. 4


Efendimize (asm) cansız bir odunun bile bu derece meyil ve iştiyak göstermesi bizlere büyük dersler vermeli. Biz ki onun ümmeti olma şerefine nail olmuşuz, değerini bilip gerekli hassasiyeti göstermeliyiz.


3- Sünnet-i seniyyeyi terk etmek


Sünnetin her meselesine uymak mümkün olmayabilir. Bediüzzaman’ın da ifâde ettiği gibi, sünnet-i seniyyenin herbir nev’îne tamamen bilfiil tâbi olmak, imanda kemâl mertebede bulunan evliya ve asfiya gibi kimselere ancak müyesser olur.


Sünnet-i seniyyenin terkinde günah olmamakla birlikte, büyük sevaptan mahrumiyet vardır. Peygamberimizin (asm) biz Müslümanlara iki büyük emânetinden biri olan sünnetin değiştirilmesi ise bid’attır, dalâlettir ve büyük hatâdır. Ehemmiyetsiz görülmesi, büyük bir kabahattir. Bediüzzaman, sünnetin ehemmiyetsiz görülmesini cinayet olarak vasıflandırır.Sünneti bile bile terk eden, Resûlullâh’ın (asm) şefaatinden mahrum kalır. Bu konu da Resûlullâh Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır:


“...Kim benim sünnetimden (hayat tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir5


“Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar.” 6


Bu iki hadis sünnetin ehemmiyetini en veciz bir şekilde izah etmiş ve ehemmiyetini açık bir şekilde ortaya koymuştur.
Sünnet-i seniyye’nin dayanak ve referans noktası olması bu yüzden önemlidir. Nasıl omurilik soğanı çıkarılan bir kuş dengesiz hareket ederse aynen öyle de sünnet-i seniyyeye halis bir şekilde yönelip yaşamaya çalışmayan, önemsemeyen insan da hayatında dengesiz yollara sapar.


4- Günlük hayatta uygulayabileceğimiz sünnetler:


1. Hayırlı işlerde sağı kullanmak.

2. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.


3. Yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.


4. Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.


5. Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.


6. Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.


7. Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.


8. Selâmı yaymak. Eve girince ilk söz olarak ev halkına selâm vermek.


9. Selâmla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.


10. Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.


11. Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak.


12. Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.


13. Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.


14. Nefsî ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek; buna mukabil bir hak zâyi olduğunda ve uhrevî meselelerde yeri geldiğinde Allah ve din hakkı için öfkelenmek.


15. Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.


16. Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.


17. Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.


18. Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.


19. Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.


20. Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamak.


21. Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek.


22. Dâvete icabet ve hediyeyi kabul etmek.


23. Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek.


24. Emin ve muttakî insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.


25. Cömertlik. “Cömert Allah’a yakın, cimri ise Allah’a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa, o dal onu cennete çeker.”


26. Çok tefekkür etmek. “Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.”


27. Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tesbit etmek lâzımdır.


28. Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.


29. Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenâb-ı Hakk’ın takdirini itham etmek olur.


30. Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara tesellî ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.


31. Sıla-i rahimde bulunmak. “Akrabayla alâkayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah’ın rahmeti inmez.”


32. Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır duâlarını almak.


İşte sünnet-i seniyyenin yaşanmasında daha bunlar gibi birçok hikmetler vardır. Bu sebeple, her Müslüman sünnet-i seniyyeyi yaşamayı ve yaşatmayı kendisi için en mühim vazife olarak görmelidir.


5- Ahirzamanda sünnet-i seniyyeye uymanın neticesi


Bid’aların yaygınlaştığı, ümmetin fesada gittiği zamanımızda sünnete tâbi olmak daha ehemmiyetlidir. Bu zamanda bir sünneti işlemek binlerce sevap kazandırabilmektedir. Efendimiz (asm) bir hadislerinde bu gerçeği şöyle ifade eder:


“Bid’at ve dalâletlerin her tarafı istilâ ettiği ve ümmetimin bozulduğu bir zamanda sünnetime sarılana yüz şehit sevabı vardır.” 7
Sünnete tâbi olmanın bu derece büyük sevap kazandırmasının sebebini şöyle izah edebiliriz:


Bir Müslümanın en yüksek gayesi, Allah’ın rızâsını kazanmaktır. Allah’ın rızasını kazanma yolları içerisinde en sağlamı, en makbulü ve en kısası, Resûlullahın (asm) gösterdiği ve takip ettiği yoldur. Resûlullah’ı (asm) sevmek ve ona tâbi olmak bizi Allah’ın rızâsına götürecek yegâne yoldur. Bu gerçek bizzat Rabbimiz tarafından şöyle ifâde edilir:


“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”8
Yüce Rabbimiz Nisa Sûresi’nin 69. âyetinde de kendisine hakkıyla iman etmeyi, her hususta Resûlullâh’ın (asm) hükmünü tam bir teslimiyetle kabul etme şartına bağlamıştır. Bu âyet-i kerîmede de meâlen şöyle buyurur:
“Her kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine pek büyük nimetler bağışladığı peygamberler, sıddîklar, şehidler ve salih kimselerle beraberdir. Onlar ise ne güzel arkadaşlardır!” 9
Bununla ilgili olarak bir başka âyet-i kerimenin meali ise şöyledir:


“Sizden kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder ve güzel işler yaparsa, ona da mükâfatını iki kat veririz. Onun için biz Cennette pek güzel ve arkası kesilmeyecek bir rızık hazırlamışızdır.”
“Andolsun ki, Allah’ın rahmetini ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için, Allah’ın Resulünde size güzel bir nümûne vardır”
İşte bizler bu dehşetli zamanda kalemizi sünnet-i seniyye seçmeliyiz ki, bu zamanın gafletini püskürtebilelim. Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak isteyen bir kişi en başından itibaren binasını sağlam bir temel üzerine kurmalıdır. Kendisine Kur’ân’ı rehber edinmiş ve Peygamberimizin (asm) ahlâkını örnek almış bir kişi, doğru olan yola uymuş ve sağlam adımlarla bu yolda ilerleyen bir kişidir.

Yeniasya gazete

Dipnotlar:

1- Mektubat,s. 326.
2- Âl-i İmran, 31.
3- El-Ahzâb, 21.
4- Mektubat, s. 132.
5- Buhari, Müslim.
6- Darimi.
7- et-Tergib ve’t-Terhib, Kenzü’l-Ummal.
8- Âl-i İmran, 31
9- Nisa 69.

Vesvese Duaları

Vesvese Duaları
İmâm-ı Râbbânî “kuddise sirruh”, İkinci Cild, 32. ci Mektûbunda “Kalbinizde üzüntü ve kuruntu olunca, gidermek için tevbe ve istigfâr okuyunuz! Korkulu zemânlarda, (Kelime-i temcîd), ya’nî (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil’aliyyil’azîm) okuyunuz! [Cin çarpmasına karşı bunu okumak, (174). cü mektûbda yazılıdır. Muhammed Ma’sûm “rahmetullahi aleyh” ikinci cild otuz üçüncü mektûbunda diyor ki, (Derdlerden kurtulmak ve murâda kavuşmak için beşyüz kerre Lâ havle velâ kuvvete illâ billah ile evvelinde ve âhırında yüzer def’a salevât-ı şerîfe okuyup düâ etmelidir)]. (Mu’avvizeteyn) [ya’nî iki (Kul-e’ûzü)yü] çok okumak da fâidelidir. (Tefsîr-i Mazherî)de, Enbiyâ sûresinin seksenyedinci âyetinin tefsîrinde, hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, (Birinize derd ve belâ gelince, Yûnüs Peygamberin düâsını okusun! Allahü teâlâ Onu muhakkak kurtarır. Düâ şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn).
(Tergîb-üs-salât), ellidördüncü faslındaki hadîs-i şerîfde, (Sabâh, kalkınca, üç kerre Bismillâhillezî lâ-yedurru ma’asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüvessemî’ul’alîm okuyana akşama kadar, hiç derd, belâ gelmez) buyuruldu.
Celâleddîn-i Süyûtînin “rahmetullahi aleyh” (Kitâbürrahme fittıbb-i velhikme) kitâbında sihir, nazar ve cinden korunmak için kıymetli bilgi vardır. Yüzellinci bâbında buyuruyor ki, (Şeytânın vesvesesinden, sıkıntıdan kurtulmak için, hergün bu düâyı okumalıdır:
Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!).

Kelime-i Şehadet Nedir?

Kelime-i Şehadet Nedir?

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu ve resûluhu

Türkçesi:
"Tanıklık ederim ki Allah'tan başka İlah yoktur ve yine tanıklık ederim ki Muhammed onun kulu ve peygamberidir." Arapça'da "La" ve "İlla" kelimelerinin kullanım şekline göre, ilk bölüm "Hiçbir İlah yoktur, sadece Allah vardır." şeklinde de tanımlanmaktadır.

La ilâhe illallah, "Allah'tan Başka İlah Yoktur" manasına gelen Arapça ibaredir. İslam inancındaki Allah'tan başka ilah olmadığı esasının beyanı olan ibaredir. Kelime-i Tevhid'in ilk kısmıdır. Ayrıca Tevrat'ta 10. emir içinde yer alır.


İslâm'a girişin temel şartı olan cümle. Bu Arapça cümle, "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhü ve rasûluh"tur. Şehadet cümlesi tevhidi ve Hz. Muhammed (s.a.s)'in peygamberliğini ifade eden iki bölümden oluşur. Birinci bolümde Allah'tan başka ilah olmadığına, ikinci bölümde de Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah'ın kulu ve rasulü olduğuna tanıklık edilir. Bu tanıklık kesinlik kazanan bir bilgi ve inancın dille açıklanması anlamındadır.


İslâm, Allah'ın birlenmesi (tevhid) ile Rasul'ün Allah'tan getirdiklerinden oluşur. Diğer tüm inanç esasları, insan ve toplum hayatını düzenleyecek emir ve yasaklar, Allah'a ve Peygamber'inin O'ndan getirdiklerine inanmanın içindedir. Bu nedenle Kelime-i Şehadet İslâm'ın en özlü bir ifadesidir ve bu cümlenin söylenmesi tüm İslâm'ın topluca (mücmel olarak) kabulü anlamına gelir. Kişinin Allah'tan başka ilah bulunmadığını söylemesi, Kur'an'ın tanımladığı tüm isim ve sıfatları ile Allah'ın varlığına iman ettiği; Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğunu söylemesi de onun Allah'tan getirdiği tüm emir ve yasaklara, tüm haberlere inandığı, bunlara itaatla yükümlü olduğunu kabul ettiği anlamına gelir. Aynı cümle içinde Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah'ın "kulu" olarak tanımlanması da Rasul'ün sözgelimi Hristiyanların yaptıkları gibi yüceltilmemesi, tanrılaştırılmaması gereğini ve bununla ilgili yükümlülüğü belirtir.


Kelime-i Şehadet-i söyleyen kişi müslüman ve İslam toplumunun bir üyesi olur. Artık İslâm hukukunun müslümanlara tanıdığı tüm haklara sahiptir. Eğer müslümanlarla savaş halindeki bir toplumun üyesi (harbi) ise dokunulmazlık kazanır. Öldürülemez, esir edilemez, mal varlığına el konulamaz. Hiç kimse Kelime-i şehadet'i söylemeye zorlanamaz; zorlanan kişinin şehadeti geçerli sayılmaz. Buna karşılık kendiliğinden şehadet getiren kişiden girdiğini ilan ettiği İslâm'ın tüm kural ve gereklerini öğrenmesi, yerine getirmesi beklenir.



Kelime-i Şahadet Getirmenin Faydaları


Kelime-i şahadet ‘’eşhedü en la ilahe illALLAH ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulüh’’ demektir Şehadeti söylemenin 130 kadar faydası vardır Bunlardan 30 tanesi şunlardır:



Dünyada olan 5 fayda


1- Adı güzel çağrılır
2- İslamın emir ve yasakları kendisine farz olur
3- Cezadan ve aşağılanmaktan kurtulur
4- ALLAHü azim-üş-şan, ondan razı olur
5- Cümle müminler ona muhabbet eder


Ölürken olan 5 fayda


1- Azrail aleyhisselam ona güzel suretle gelir
2- Yağdan kıl çeker gibi ruhunu alır
3- Cennet kokuları gelir
4- Müjdeci melekler gelir
5- Merhaba yâ mümin! Sen cennetliksin denir


Kabirde olan 5 fayda


1- Kabri geniş olur
2- Münker ve Nekir güzel suretle gelir
3- Bir melek ona bilmediğini talim eder( öğretir )
4- ALLAHü azim-üş-şan bilmediğini hatırına getirir
5- Cennetteki makamı görünür


Arasat’ta olan 5 fayda


1- Sual ve hesabı kolay olur
2- Kitabı sağından verilir
3- Mizanda sevabı ağır gelir
4- Arş’ın altında gölgelenir
5- Sıratı yıldırım gibi geçer


Cehennemde olan 5 fayda


1- Cehenneme girerse, Cehennem ehli gibi gözleri gök olmaz
2- Şeytanı ile çatışmaz
3- Ellerine ateşten kelepçe, boynuna zincir vurulmaz
4- Hamim suyundan içirilmez
5- Ebedi cehennemde kalmaz


Cennette olan 5 fayda


1- Cümle melekler ona selam verir
2- Sıdıklar ile refik olur
3- Ebedi cennette kalır
4- ALLAHü teala ondan razı olur
5- ALLAHü tealanın cemalini görür



Kelime-i şehadet


İslam'ın şartlarının ilki Müslüman olabilmek için ilk şart Kelime-i şehadet getirmektir. Kelime-i şehadet şu*dur:


Eşhedü enlâ ilahe illallah ve eşhe-dü enne Muhammed'in abdühü ve re*sul ühü. (Ben şehadet ederim ki Al*lah'tan başka Tann yoktur, yine şe*hadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve peygamberidir.)


Kelime-i tevhid


Allah'ın birliğini ifade eden cüm*ledir. Allah'ın mutlak bir olduğunu, O'ndan başka tapılacak Mâbud bu*lunmadığını ifade eder. Şöyledir:


Lâ ilahe illallah, Muhammedün resûlüllah.

(Allah'tan başka ilah yoktur, Mu*hammed O'nun peygamberidir.)

ORUÇ İLE İLGİLİ HADİSLER


1) Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri,orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
2) Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).
3) Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar
4) Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez
5) Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun seyabından hiçbir eksilme olmaz
6) Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
7) Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine (müteakip) hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse ayı takdir edin
8) Ramazan ayını, hilâli görmedikçe veya sayıyı ikmal etmedikçe öne alıp başlatmayın. (Hilali görüp veya sayıyı tamamladıktan) sonra müteakip hilâli görünceye veya sayıyı tamalayıncaya kadar orucu tutun
9) (Muteber) oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.
10) İki bayram ayı eksilmezler: Bunlar Ramazan ve Zü'l-Hicce aylarıdır
11) Kim orucu fecirden önce niyetle (kesin kılmazsa) onun orucu yoktur
12) Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin
13) Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak (kan aldırmak), kusmak, ihtilam olmak
14) Hacamat ettiren de, hacamat eden de orucunu açmıştır
15) Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir
16) Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var
17) Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir
18) Biriniz ezanı işitince (yiyip-içtiği) kap elinde ise, ihtiyacını görünceye kadar onu bırakmasın.'
19) Gece şu taraftan (doğudan) gelince, gündüz de şu taraftan (batıdan) gidince, güneş de batınca oruçlu orucunu açmıştır
20) Kim yalanı ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur
21) Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: "Ben oruçluyum" desin
22) Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nafile) oruç tutmasın.
23) Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar
24) Kim, üzerinde Ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin
25) Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.


..::: ORUÇ İLE İLGİLİ AYETLER :::..

1) Ey iman edenler! oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Bakara( 2) 183
2) Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Bakara( 2) 184
3) Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir. Bakara( 2) 185
4) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. Bakara( 2) 187
5) Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdırBakara( 2) 196
6) Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Nisa( 4) 92
7) Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! Maide( 5) 89
8) Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır. Maide( 5) 95
9) (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele! Tevbe( 9) 112
10) "Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım." Meryem( 19) 26
11) Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ahzab( 33) 35
12) (Buna imkân) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır. Mücadele( 58) 4
13) Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir. Tahrim( 66) 5

22 Temmuz 2012 Pazar

Sela - Böyle gideceğiz bu dünyadan İnşallah

Kenzül Arş Duasının Fazileti Ve Arapça - Türkçe Okunuşu

Kenzül Arş Duasının Fazileti Ve Arapça - Türkçe Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

La ilahe illellahül melikül hakkul mübin.
La ilahe illellahül hakemül adlül metin.
Rabbüna ve rabbü abainel evvelin.
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin.
La ilahe illellahü vehdehu la serike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyül la yemutü ebeden biyedihil hayru veileyhil masiru ve hüve ala küllü sey´in kadir.
La ilahe illellahü sükran li ni´metih.
La ilahe illellahü ikaran bi rububiyyetih.
Ve sübhanellahi tenzihen li azametih..

Es´elükellahümme bi hakkismikel mektubi ala cenahi CİBRİLE aleyke ya rab.

Ve bihakkismikel mektubi ala cenatubi ala cenahi CİBRİLE aleyke ya rab.

Ve bihakkismikel mektubi ala cenahi MİKAİLE aleyke ya rab.

Ve bihakkismikel mektubi ala cebheti İSRAFİLE aleyke ya rab.

Ve bihakkismikel mektubi ala keffi AZRAİLE aleyke ya rab.

Ve bi hakkismikellezi semmeyte bihi münkeran ve nekiran aleyke ya rab.

Ve bihakkismike ve esrari ibadike aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi temme bihil islamü aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi telekkahü ADEMÜ lemma hebeta minel cenneti fe nadake fe lebbeyte düaehü aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi sitü aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi kavveyte bihi hameletel arsi aleyke ya rab.

Ve bihakkismikelmektubi fittevrati vel incili vezzeburi vel fürkani aleyke ya rab.

Ve bihakkismikeila münteha rahmetike ala ibadike aleyke ya rab.

Ve bihakki temami kelamike aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi ibrahimü fecealtennara aleyhi berden ve selamen aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi ismailü fe necceytehü minezzebhi aleyke ya rab.

Ve bihakkismikllezi nadake bihi hudü aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi deake bihi ya´kubü fe ra.dedte aleyhi basarahu yusufe aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi davüdü fe cealtehü halifeten fil ardi ve elente lehül hadide fi yedihi aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi deake bihi süleymanü fe a´taytehül mülke fil ardi aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi eyyubü fe necceytehu minel gammillezi kane fihi aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi isebnü meryeme fe ahyeyte lehül mevta aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi musa lemma hatabeke aletturi aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadetke bihi asiyetümraetü fir´avne fe razaktehel cennete aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihi benu israfile lemma cavezulbahra aleyke ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihil hidiru lemma mesa alel mai aleyke ya rab.

Ve Bihakkismikellezi nadake bihi muhammedün sallallahü aleyhi ve selleme yevmel gari fe necceytehu aleyke ya rab.

Inneke entel kerimül kebiru.

Hasbünellahü ve ni´mel vekil.
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.
Ve sallallahü ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi vesellem

---
 


---------------------------ANLAMI----------------------------

Melik (kral), Hakk, Mübin Allah'tan başka ilah yoktur. Hakem, Adil ve Metin Allah'tan başka ilah yoktur. Bizim ve eski atalarımızın Rabbidir. Senden başka İlah yoktur. Sen arınıksındır. Ben zalimlerden oldum. Allah'tan başka ilah yoktur. Onun ortağı yoktur. Yönetim onundur. Övgüler onun içindir. Diriltir ve öldürür. O diridir ve ebediyen ölmez. Hayır onun kontrolündedir, dönüş onadır. Ve O her şeye gücü yetendir. Ve onunla yardım isteriz. İyilik yapmaya, kötülükten kaçmaya güç kuvvet sadece yüce ve her şeyi bilen Allah'tandır. Nimetlere şükür olarak, ondan başka ilah yoktur. Rabblığının ikrarı olarak, ondan başka ilah yoktur. Yüceliğini arındırmak için, Allah noksanlıklardan arınıktır.

EY ALLAHIM ! YA RABBİ !

" CEBRAİL 'in kanadında yazılı ismin hürmetine,

MİKAİL 'in kanadı üzerinde yazılı ismin hürmetine,

İSRAFİL 'in alnında yazılı ismin hürmetine,

AZRAİL 'in avucunda yazılı ismin hürmetine, ve senin verdiğin Münker ve Nekir ismi hürmetine,

ve kullarının sendeki sırları hürmetine, İslam'ı kendisiyle tamamladığın ismin hürmetine,

ve ADEM 'in senden öğrenip cennetten indirildiği zaman kendisiyle sana seslendiği ve senin de kabul ettiğin ismin hürmetine,

ŞİT 'in sana seslendiği ismin hürmetine,

arşı taşıyan melekleri kendisyle güçlendirdiğin ismin hürmetine,

TEVRAT 'ta, İNCİL 'de, ZEBUR 'da ve FURKAN 'da yazılı ismin hürmetine,

kullarına rahmetini sonsuza kadar ulaştırdığın ismin hürmetine, sözlerin tamamı hürmetine,

İBRAHİM ateşe atıldığında hangi isminle sana seslendi de ateş soğuk ve selamet olduysa işte o ismin hürmetine,

İSMAİL kesilirken hangi isminle seslendi de onu kesilmekten kurtardıysan işte o ismin hürmetine,

İSHAK hangi isminle sana yalvardı da sen onun ihtiyaçlarını karşıladıysan işte o ismin hürmetine,

HUD hangi isminle sana seslendiyse işte o ismin hürmetine,

YAKUP sana hangi isminle dua etti de sen onun gözlerini ve çocuklarını ona geri verdiysen işte o ismin hürmetine,

DAVUT hangi isminle sana seslendi de sen onu yeryüzüne halife yaptıysan ve demiri onun elinde yumuşattıysan işte o ismin hürmetine,

SÜLEYMAN hangi isminle sana dua etti de sen onu yeryüzüne kral yaptıysan işte o ismin hürmetine,

EYYÜB hangi isminle sana seslendi de sen onu içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtardıysan işte o ismin hürmetine,

MERYEM OĞLU İSA hangi isminle sana seslenip de onunla ölüyü dirilttiysen işte o ismin hürmetine,

MUSA hangi isminle sana seslendi de sen ona Tur'da hitap ettiysen işte o ismin hürmetine

FİRAVUNUN KARISI ASİYE sana hangi isminle seslendi de sen onu cennette rızıklandırdıysan işte o ismin hürmetine,

İSRAİLOĞULLARI sana hangi isminle seslendiler de denizi geçirdiysen işte o ismin hürmetine,

HIZIR hangi isminle seslendi de onu suda yürüttüysen işte o ismin hürmetine,

MUHAMMED SAV sana mağarada hangi isminle seslendi de sen onu kurtardıysan işte o ismin hürmetine"

SENDEN İSTİYORUM....

Hiç şüphesiz sen cömertsin, büyüksün.

Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir.

İyilik yapmaya da kötülükten kaçmaya da güç kuvvet sadece yüce ve büyük Allah'tandır.

Allah efendimiz Muhammed'e, ailesine ve arkadaşlarına destek versin, güvenliklerini sağlasın!

AMİN...

(Alıntıdır)

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Teravih Namazı

Teravih namazı yirmi rek'attır. Erkekler ve kadınlar için sünnet-i müekkededir. Ramazan ayında kılınır. Hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayan kimselerin de teravih namazını kılmaları sünnettir. Teravih namazının câmide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur. Evde de tek başına veya cemaatle kılınabilir. Ancak câmide kılmak daha faziletlidir. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır." (47)

Teravih Namazının Kılınışı:

Teravih namazı yatsı namazından sonra kılınır. Yatsıdan önce kılınması caiz değildir. Vitir namazı Ramazan ayında teravihten sonra kılınır. Teravihden önce de kılınabilir.

Yirmi rek'at olan teravih namazı her iki rek'atın sonunda selâm verilerek kılındığı gibi, dört rek'atta bir selâm verilerek de kılınır. Her iki durumda da namaza devam edilir ve yirmi rek'at tamamlanır.

İki Rek'atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:

Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.

Namaz kıldıracak imam: "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum" diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.

İmam'ın arkasında kılan cemaat da "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama" diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra "Allahü Ekber" diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.

Bundan sonra imam ve cemaat gizlice "Sübhâneke"yi okur. Sübhaneke'nin okunması bitince, (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rek'ata kalkılır.

Burada yine imam gizlice Besmele, açıktan da fatiha ve bir sûre okuyup cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaparak oturulur.

Bu oturuşta imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ile Rabbenâ âtina..." duasını okuyarak selâm verirler. Böylece iki rek'at kılınmış olur.

Ayağa kalkılarak tarif ettiğimiz şekilde ikişer rek'at kılınmaya devam edilerek yirmi rek'at tamamlanır. Bundan sonra üç rek'atlı vitir namazı da cemaatle kılınır.

İki Rek'atte Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:

"Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya" diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek'at sünneti gibi kılınır.

Yirmi rek'at tamamlanıncaya kadar ikişer rek'at kılmaya devam edilir, teravih bitince de vitir namazı kılınır.

Dört Rek'atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:

Namazı kıldıracak imam ve cemaat yukarıda tarif ettiğimiz gibi niyet ederek iftitah tekbirini alır ve ellerini bağlar. İmam ve cemaat gizlice Sübhaneke'yi okuduktan sonra (Cemaat başka birşey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yaparak ikinci rek'ata kalkılır.

Burada imam gizlice Besmele'yi, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rek'atın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik" okur ve üçüncü rek'ata kalkarlar.

Üçüncü rek'atın başında hem imam, hem de cemaat gizilce Sübhaneke'yi okur. Sonra imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rek'ata kalkarlar.

İmam gizlice Besmele'yi, açıktan da fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.

Bu oturuşta da imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina...." okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rek'atı kılınmış olur.

Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rek'at kılınmaya devam edilerek yirmi rek'at tamamlanır.

Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.

Dört Rek'atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:

"Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya" diye niyet edilir ve aynen ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Aradaki fark sadece niyetin değişik olmasıdır. Böylece dörder rek'at kılınarak yirmi rek'at tamamlanır. Bunun peşinden de vitir namazı kılınır.


"Alıntıdır"


15 Temmuz 2012 Pazar

CUMA SURESİ OKU

CUMA SURESİ OKU




CUMA SURESİ OKU
TÜRKÇE OKUNUŞU
Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’ardıl elmelikilkuddusil-’aziyzilhakiymi
Huvelleziy be’ase fiyl’ummiyyiyne resulen minhum yetlu ‘aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu’allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin
Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel’aziyzulhakiymu
Zalike fadlullahi yu’tiyhi men yeşa’u vallahu zulfadlil’azıymi
Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi’se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne
Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze’amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne
Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu ‘aliymun bizzalimiyne
Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila ‘alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta’melune
Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillahi ve zerulbey’a zalikum hayrun lekum in kuntum ta’lemune
Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl’ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le’allekum tuflihune
Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma ‘ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne
- CUMA SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU



CUMA SURESİ TÜRKÇE MEALİ – ANLAMI MANASI
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1- Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah’ı tesbih eder.
2- O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.
3- Ve henüz kendilerine ulaşıp-katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
4- Bu, Allah’ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük fazl sahibidir.
5- Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.
6- De ki: “Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allah’ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözlü iseniz (bunu çekinmeden yapın).”
7- Oysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.
8- De ki: “Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.”
9- Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
10- Artık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın. Allah’ın fazlını isteyip-arayın ve Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz.
11- Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah’a ve İslam’a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın Katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

Surelerin Sırları -2

Surelerin Sırları -2


NEBE SURESİ
İkindi namazından sonra okuyan dünya ve ahiret saadetine erer. ALLAH azabını hafifletir. Günahları bağışlanır.

TAHA SURESİ:
Taha Suresini okuyana kıyamet günü muhacirlerin ve ensarı kiramın sevapları kadar sevap verilir. Cennet ehli cennete girdikten sonra Taha ve Yasin surelerini okuyacaklardır.
Kısmet açmak için 21 defa okunur.

BAKARA SURESİ:
Ruhi bunalıma karşı 3 defa okunur. Tehlikeli durumlarda ve duanın kabulü için okunur.

ALİ İMRAN SURESİ:
Zengin olmak için ya da borçlarını ödeyebilmek için günde 3 defa okunur. Okuyan fakirlikten kurtulur.

NİSA SURESİ:
Akrabalar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kalkması için okunur.

MAİDE SURESİ:
Her türlü zarardan korunmak için günde 7 defa okunur.

ARAF SURESİ:
Dünya ve ahiret saadeti için okunur.

ENFAL SURESİ:
İftiradan, hapisten kurtulmak için günde 7 defa okunur.

RAD SURESİ:
Düşmanın kahrı için okunur.

İBRAHİM SURESİ:
Güzel ahlak sahibi olabilmek için 10 defa okunur

ISRA SURESİ:
Hilekar ve yalancıların şerrinden korunmak için okunur.

KEHİF SURESİ:
Fitne ve musibetten korunmak için okunur.

MERYEM SURESİ:
Fakirlikten kurtulmak için 41 defa okunur.

ENBİYA SURESİ:
Tehlikeye karşı okunur.

HAC SURESİ:
Mahşer günü dehşetinden ve korkusundan emin olmak için okunur.

MÜMİNUN SURESİ:
Okuyanın imanı ve itikadı düzelir.

NUR SURESİ:
Okuyan vesveseden kurtulur, imanı artar.

FURKAN SURESİ:
Okuyanın düşmanı perişan olur.

ŞUARA SURESİ:
Zarardan korunmak için okunur.

KASAS SURESİ:
Esaretten kurtulmak için okunur.

ANKEBUT SURESİ:
Deliye hergün okunursa, onu sakinleştirir, şifa verir.

YUNUS SURESİ:
Yazıp üzerinde taşıyan ve günde en az 1 defa okuyanın düşmanı hezimete uğrar.

LOKMAN SURESİ:
Hastalıklara karşı şifa için 7 defa okunur.

AHZAB SURESİ:
Kısmet açılması için 7 defa okunur.

SEBE SURESİ:
Her gün okuyan cin ve şeytan şerrinden korunur.
FATIR SURESİ:
Okuyan tüm mahlukat tarafından sevilir.

SAFFAT SURESİ:
Okuyanın rızkı çoğalır, fakirlik görmez. İlk on ayeti cin ve şeytan kovmak ve yakmak için okunur.

SAD SURESİ:
Okuyan zararlı hayvanların şerrinden emin olur.

ZUMER SURESİ:
Okuyan halk içinde itibar görür, sevilen , sayılan biri olur.

MÜMİN SURESİ:
İnsan şerrinden korunmak için 7 defa okunur.

FUSSILET SURESİ:
Yola çıkarken okunursa, tüm tehlikelerden korunulur.

ŞURA SURESİ:
Düşmanı yenmek için okunur.

ZUHRUF SURESİ:
Günde 7 defa okuyan her isteğine kavuşur.

CASIYE SURESİ:
İftiradan kurtulmak için okunur.

AHKAF SURESİ:
Okuyan cin, şeytan şerrinden korunur.

MUHAMMED SURESİ:
Okuyan saadete erer.

HUCURAT SURESİ:
Şifa için 7 defa okunur.

KAF SURESİ:
Okuyan ahiret saadetine erer.

ZARİYAT SURESİ:
70 defa okuyan kıtlıktan kurtulur.

TUR SURESİ:
Okuyan ALLAH'a yakınlaşır. Dertlerinden kurtulur.

NECM SURESİ:
Günde 21 defa okuyan her arzu ve dileğine kavuşur.

KAMER SURESİ:
70 Defa okuyan zalimin şerrinden kurtulur.

RAHMAN SURESİ:
70 Defa okuyana hayır kapıları açılır.

HADİD SURESİ:
Ruhi bunalımdan ve ruhsal hastalıktan kurtulmak için 75 defa okunur.

MUCADELE SURESİ:
Bir avuç toprağa 3 defa okunup düşmana doğru saçılırsa; düşman yenilgiye uğrar.

MÜMTEHINA SURESİ:
Okuyan haramdan korunur.

SAF SURESİ:
Aile huzursuzluğu için 70 defa okunur.

CUMA SURESİ:
Evlenmek isteyen 18 defa okursa nasibi açılır.

TEGABÜN SURESİ:
7 defa suya okunup içilirse nefes darlığına iyi gelir.

TALAK SURESİ:
Günde 3 defa okuyan eşi ile iyi geçinir.

TAHRİM SURESİ:
21 defa okuyanın, düşmanı dost olur.

EL HAKKA SURESİ:
70 defa okuyan ahiret saadetine kavuşur.

MEARİC SURESİ:
Zafer kazanmak için 180 defa okunur.

NUH SURESİ:
Düşmanı yenmek için 1000 defa okunur.

CİN SURESİ:
Ehvamdan, nazardan ve sara hastalığından kurtulmak için 7 defa okunur. Ayrıca cin çağırmak ve kovmak için de okunur.

MÜZEMMİL SURESİ:
Günde 40 defa okuyanın rızkı çoğalır.

MÜDESSİR SURESİ:
Hergün okuyan nefsinin isteklerinden kurtulur.

KIYAME SURESİ:
Okuyan ahiret saadetine kavuşur.

İNSAN SURESİ:
Günde 70 defa okuyan kötü ahlaktan kurtulur. ALLAH dostlarından olur.

NAZİAT SURESİ:
Her gece okuyan imanlı bir şekilde ALLAH huzuruna varır.

ABESE SURESİ:
Yakıne ermek için 7 defa okunur

TEKVİR SURESİ:
Zor durumların halli için 7 defa okunur.

INFITAR SURESİ:
Dilek ve arzuların gerçekleşmesi için 21 defa okunur.

MUTAFFIFIN SURESİ:
Çok ağlayan çocuğun susması için 5 defa okunur.

BURUC SURESİ:
Hasedcilerden ve fitnecilerden korunmak için 10 defa okunur
TARIK SURESİ:
Cin, şeytan şerrinden korunmak ve kurtulmak için 3 defa okunur.

ALA SURESİ:
Yolculuğa çıkarken veya sefere giderken 3 defa okuyan sağ salim geri döner.

GAŞİYE SURESİ:
Yel çarpmasına karşı 7 defa okunur.

FECİR SURESİ:
Belalardan korunmak için 7 defa okunur.

BELED SURESİ:
Kıyamet hesabının kolay geçmesi için günde 7 defa okunur.

ŞEMS SURESİ:
Belalardan korunmak için 41 defa okunur.

LEYL SURESİ:
180 Defa okuyan fakirlikten kurtulur. Rızkı artar.

ALAK SURESİ:
Günde 7 defa okuyan kişi toplumda sözü geçen, dinlenen insan olur.

BEYYİNE SURESİ:
Sürekli okuyan ALLAH dostu olur. Kamil insanlar makamına erer.

ZİLZAL SURESİ:
Düşmanın helakı için 40bin defa okunur. Ayrıca debremden korunmak
içinde okunur.

ADİYAT SURESİ:
Nazar için 3 defa okunur.

KARİA SURESİ:
Her işin kolaylaşması ve düzenli olması için 100 defa okunur.

TEKASÜR SURESİ:
Dünyevi ve uhrevi musibetlerden korunmak için günde 3 defa okunur.

MAUN SURESİ:
41 Defa okuyan Peygamber Efendimizi s.a.v. rüyasında görür.

KAFİRUN SURESİ:
Okuyan imanını şeytandan korur.

NASR SURESİ:
Her isteğin, muradın gerçekleşmesi için 1000 defa okunur.

TEBBET SURESİ:
Düşmanın helakı için 1000 defa okunur.

Surelerin Sırları -1

Surelerin Sırları -1

DUHA SURESİ:
Duha Suresi, okuyanı; ruhi bunalım, sıkıntı ve sitresten kurtarır.

Duha Suresini her sabah 11 defa okuyanın rızkı artar. Yolu açık olur. Farz namazlarının ardından 3 defa okumakta aynı tesiri gösterir.

Duha Suresini; sıkıntıdan kurtulmak, fakirlikten refaha kavuşmak için sürekli okumak gerekir.

Muharrem ayının ilk gecesi, gece yarısı, 4 rekat ALLAH rızası için namaz kılıp, ardından 1000 defa Duha Suresini okuyup," Ya Rabbi bu surenin hürmetine, Peygamber Efendimizin S.A.V. hürmetine, bu seneyi benim ve ailem için mübarek ve mesud kıl" diyerek dua eden, o sene boyunca sıkıntı çekmez, rızkı artar.

VEL ASRI SURESİ:
Şifa için yazılır, yazı suda silinip 70 defa okunur ve hastaya içirilirse, hasta şifa bulur.

Bu sure; misk, safran ve gül suyu ile dört ayrı kağıda yazılıp, mal veya eşya olan yerin dört köşesine konulursa, oradaki mal veya eşya muhafaza olur.

Bir düşmandan intikam almak için, o niyetle, siyah bir levha üzerine cumartesi günü zuhal saatinde Vel Asrı yazıp, istediğin maksat üzerine o kişinin hanesine koy, o kişinin hanesinden bereket kalkar ve harap olur.

HÜMEZE SURESİ:
Nazara uğrayan yada nazar olan kişiye; 3-5-7 defa okunursa veya okursa nazar geçer.

Hümeze Suresi, iftiradan kurtulmak için 21 defa okunur.

KUREYŞ SURESİ:
Temiz ahlaka sahip olmak ve musibetlerden korunmak için günde 7 defa okunur.

Sofraya oturunca okunursa, sofranın bereketi artar.

Her gün 21 defa okuyan açlık çekmez, korktuklarından emin olur.
Çok okuyan fakirlikten kurtulur.

Bir kaba safran, misk ve gül suyu karışımı ile yazılır, içine zemzem veya yağmur suyu konularak yazı silinip, zehir içmiş veya zehirlenmiş kişiye içirilirse, panzehir gibi tesir eder. Aynı uygulama 7 gün ehvamlı ve unutkan kişiye yapılırsa şifa bulur.

KEVSER SURESİ:
Günde 100 defa okuyanın her isteği olur. Çok okuyan ve okumaya devam eden Peygamber Efendimizi S.A.V. rüyasında görür.

Peygamber Efendimizi S.A.V. rüyasında görmek isteyen; cuma günü, yatsı namazından sonra Kevser Suresini 1000 defa okur, 1000 defada salatü selam getirip, konuşmadan yatarsa rüyasında görür.

Düşman şerrinden korunmak için; gül suyu, safran ve miskle yazıp, naylon veya muşambaya sarıp üzerinde taşırsa, kendini korumaya almış olur.

İNŞİRAH SURESİ:
Okuyanı kalp sıkıntısından kurtarır, rızkını çoğaltır.

İnşirah Suresini cam kaba yazıp, gül suyu ile yazıyı silip, içen kişi korku ve endişeden kurtulur.

Farz namazlarının ardından 3-5 veya 7 defa okuyan kişinin rızkı artar. Tembellikten ve kederden kurtulur.

Sıkıntıdan kurtulmak veya müşkil bir işi olan 2 rekat ALLAH rızası için namaz kılıp, 152 İnşirah Suresini okur ve dua ederse müşkilattan ve sıkıntıdan kurtulur.

Unutkanlığı gidermek için bir kaba yazılıp, zemzem veya yağmur suyu ile yazı silinip, içen kişinin hafızası kuvvetlenir.

MÜNAFİKUN SURESİ:
Göz ve tüm beden ağrılarına şifa verir. Çelişkiden, Nifaktan ve kötülüklerden korunmak için günde 7 defa okunur.
Okuyanı münafıklıktan korur.

2 Rekatlık namazlarda birinci rekatta Fatihadan sonra Cuma Suresini, ikinci rekatta Fatihadan sonra Münafikun Suresini okuyan düşmanlarının kalbine korku salar.

KALEM SURESİ:
Okuyanın ahlakı güzelleşir. Kötülüklerden korunmak ve istek ile dileklerin geçekleşmesi için günde 70 veya 71 defa okunur.

HUD SURESİ:
Hud suresi, bir kağıda, safran, misk ve gül suyundan hazırlanmış mürekkeple yazıp üstünde taşıyana silah etki etmez. Düşmanlarının zararı dokunmaz. İnsanlar arasında, sevgi, saygı ve itibar görür. Kendini muhafazaya alır.
Ayrıca intikam almak için 3 defa okunur.

HICR SURESİ:
Bu sureyi yazıp, üzerinde taşıyan kişinin rızkı artar.Ticaret kazancı çoğalır.
Bu sureyi yazıp, üzerine 101 defa Ya Latif, 101 defa Ya Rezzak, 101 defa Ya Kerim, 101 defa Ya Hayy, 101 defa Ya Kayyum okuyup, bir ticarethaneye asılırsa; o yer her türlü bela ve afetlerden korunur, ticaret kazancıda artar.

Her Arabi ayın 15inci günü, sabah namazı öncesi kalkıp, 2 rekat ALLAH rızası için namaz kıldıktan sonra 1 defa Hıcr Suresi, 3 İhlas, 1 Fatiha ve 7 selatü selam okuyup "Ya Rabbi senden başka kimseye muhtaç etme " diyerek dua edenin rızkı genişler, kimseye muhtaç olmaz.
Ticarette kazanç için günde 3 defa okunur.

NAHL SURESİ:
Azgınlıktan ve fesattan kurtulmak için günde 10 defa okunur.
Bu Sureyi salı gecesi bir kağıda yazıp, gün doğmadan 306 defa Ya Kahhar okuyup, bir düşmanın, zalimin hanesine konulursa o zalim helak olur. Başları beladan kurtulmaz.
Bu Sure yazılıp, bir tarlaya gömülürse, o tarlanın mahsülü telef olur.

NEML SURESİ:
Düşman şerrinden korunmak ve emin olmak için okunur.
Nahl suresinde olduğu gibi Neml Suresi bir kağıda yazılıp, 306 Ya Kahhar okuyup, zalimin evine konursa, o zalim helak olur. Tarla veya bahçeye konulursa, mahsülü helak olur.

Bir paranın veya malın gerçek olduğunu anlamak için; Neml Suresinin 93. ayetini okuyup, o paraya veya mala baktığında, sahtemi, gerçekmi olduğunu anlarsın.

RUM SURESİ:
Düşmana karşı zafer kazanmak için okunur.
Bu sureyi yazıp, şişeye koyup, zarar görmesini istediğin bir zalimin evine konulursa; o evdekiler hastalanır.

Bu sureyi yazıp, toprak testiye koyup, içine su doldurulur ve bir zalime içirilirse o zalim hastalanır. Yüzünü yıkarsa, gözlerinden rahatsızlanır. Tarlaya veya bahçeye serpilirse, o yerin mahsülü kurur.

FİL SURESİ:
Akşam ve yatsı arası 1000 defa okuyanın her türlü isteği kabul görür.
Fil suresi kiremit parçası üzerine yazılır, intikam alınacak kişinin hanesine gömülürse; o hane sahipleri huzur bulamaz.

Bir zalimin yanına giderken Fil Suresi okunursa, o kişnin kötülüğü ve düşmanlığından korunur, emin olursun.
Her gün sabah namazının sünnetinde veya farzında Fatiha ile Fil suresini 2 rekatındada okuyan kimse düşman şerrinden emin olur.

KADR SURESİ:
Cuma namazından hemen sonra 2 rekat ALLAH rızası için namaz kılıp, 1000 defa Kadr Suresini okuyan Peygamber Efendimizi s.a.v. rüyasında görür.
Safran, gül suyu ve misk karışımı mürekkeple Kadr Suresi ile beraber, bir kişinin ismi ile anne ismi yazılıp,
o kişi uykuda iken, göğsüne konulursa ; yaşadığı zaman boyunca ne yaptığını haber verir.

Kadr Suresi 36 defa okunup, su dolu kaba üflenirse ve o su yeni bir elbise üzerine serpildiğinde; o elbiseyi giyenin rızkı artar.
Her türlü zor durumdan kurtulmak için Kadr Suresi 21 defa okunur.

ENAM SURESİ:
Enam suresi ne niyetle okunursa, o niyet halishane ise gerçekleşir.
Gece yatarken okuyan; her türlü kötülükten ve afetten korunur.
Enam Suresini okuyan hasedden, kötülüklerden ve fitnelerden korunur.
Hacet ve dileklerin yerine gelmesi için 7 defa okunur.

MÜRSELAT SURESİ:
Günde 7 defa okuyan göz hastalıklarına yakalanmaz.
Sabah namazının ardından 3 defa okuyup, muhasamaya yada muhakemeye giden kazanır.

Bir kağıda yazıp üstünde taşıyan düşmanlarından emin olur. Düşmanına her zaman galip gelir.

Bu sureyi bir kağıda yazıp, su içine koyarak, o su ile 3 gün gusul abdesti alınılırsa cilt hastalıklarından kurtulup, şifa bulunulur.

Vücudunda çıban veya sivilce çıkan bu sureyi bir kağıda yazıp, üzerine 390 defa Ya Şafi okuyup, naylon veya muşambaya sarıp, üzerinde taşırsa; sivilce ve çıbandan kurtulur.

İNŞİKAK SURESİ:
Kolay doğum yapmak için 7 defa okunur.
Bir kağıda yazılıp, doğum zorluğu çeken bir kadının üstüne konulursa, kolay doğum yapar.

Bu Sure bir yerin duvarına yazılırsa, o yere haşerat girmez. Duvara yazmak mümkün değilse; kağıda yazılıp asılır.

İNŞİRAH SURESİ:
Her gün okuyan kalp sıkıntısından kurtulur. Rızkı artar.

VAKIA SURESİ:
Her gün 41 defa okuyanın her arzusu olur. Fakirlikten kurtulur. Kazancı bereketlenir.

Her gece Vakıa Suresi okuyan kişi fakirlik görmez. Gündüzleri okuyanıda ALLAH kimseye muhtaç etmez.

Vakıa Suresi zenginlerin suresidir.

Vakıa Suresi ölen biri için okunursa azabı hafifler. Hasta üzerine okunursa şifa bulur. Ölüm anındaki birine okunursa imanlı göçmesine vesile olur. Azrail as. o kişiye yumuşak davranır.

Hergün sabah, akşam okuyan kişi hayatı boyunca tehlike görmez. Açlık ve susuzluk çekmez.

İkindi namazından sonra 14 defa okuyanın rızkı artar.

MÜLK SURESİ:
Mülk Suresi kabir azabına mani olan, azaptan kurtaran bir suredir. Kötülüklerden korunmak ümidiylede okunur.

Sabah namazının ardından 1 defa okuyan çeşitli lutuflara mazhar olur.
Gece yarısı 2 rekat ALLAH rızası için namaz kılıp; 1inci rekatta Fatihadan sonra Mülk Suresinin 15 ayetini, 2inci rekattada Fatihadan sonra diğer 15 ayeti oku. Namaz bitince; 11 defa "Ya Daim, Ya Hayy, Ya Ferd, Ya Vitr, Ya Kadim, Ya Ehad, Ya Samed SallALLAHü ala Muhammedin ve ala ali Muhammed" oku ve isteğini, hacetini dile getir, kabul görür.

Gece, sabaha doğru; ALLAH rızası için 2 rekat namaz kılıp, ardından 21 Mülk Suresi oku, sıkıntının veya derdinin gitmesi için dua et. ALLAH'ın izniyle sıkıntılardan kurtulursun.

Günde en az bir kere okuyan kabir azabından ve ölüm anında şeytanın aldatmasından kurtulur.

Günde 41 defa okuyan belalardan korunur. Kabir azabı çekmez.

YASİN SURESİ:
Niyet ederek, inanarak Yasin Suresini okuyamanın faydaları: Ummadığı yerden rızık gelir, aç olan tok olur, susuz olan su bulur, elbisesi olmayan elbise bulur, eceli gelmeyen hasta şifa bulur, eceli gelen hasta ölüm acısı duymaz, misafir ve garip yardımcı bulur, bekarların evlenmesi kolay olur, kayıp olan şey bulunur, ölürken cennet melekleri gelir ve onları görür, korktuğu her şeyden emin ve muhafazada olur. Ayrıca Yasin suresi okunup, sevabı bir ölenin ruhuna bağışlanırsa; ölenin günahı ve azabı hafifler, makamı, derecesi yükselir.

AMENERRESULU :
Amenner resulu okunan eve 3 gün şeytan girmez. Okuyan ALLAH'ın sevgisini kazanır. ALLAH'ın himayesine girer. Okuyana ferahlık verir. Bütün arzuları ayağına gelir.
Yatsıdan sonra okuyan geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevaba nail olur.

SECDE SURESİ:
Okuyan kıyamet günü dehşetinden muhafaza olur. Secde ve Mülk surelerini gece okuyana 70 sevap yazılır, 70 günahı silinir ve ona 70 derece verilir.

Secde Suresini kağıda yazıp, su dolu kapta yazıyı silip, gözüne mesh edenin göz hastalığı geçer.

Bir kağıda safran, misk, gül suyu ile Secde Suresini yazıp, bir şişe içine konulup, ev, iş yeri veya depo gibi bir yerin kenarında saklanırsa o yer tüm afetlerden korunur.

HAŞR SURESİ:
40 Gün 40 defa okuyan her türlü isteğine kavuşur.
Haşr Suresinin son 3 ayeti Euzu Besmele ile sabah 3 defa okunursa; akşama kadar 70bin melek ALLAH'dan o kimsenin affını ister. Akşam okunursa yine aynıdır.

Bu 3 ayeti sürekli okuyan, öldüklerinde şehit olarak ölür.
Haşr Suresini okuyana; tüm varlık alemi, okuyan üzerine salat ve istiğfar getirirler. Vefat ettiğindede şehidlerden olur. Okuyan kıyamet dehşetindende emin olur.

FETİH SURESİ:
Günde 7 defa okuyan her muradı gerçekleşir.
Günde en az 1 defa okuyan tüm kötülüklerden ve zararlardan korunur. Her işi hayırlı ve bereketli olur.

Zor durumda olup kurtulmak isteyen; cuma gecesi 2 rekat ALLAH rızası için namaz kılıp, 11 defa Fetih Suresi ile 41 defa Salaten Tuncinayı okuyarak durumunu arz edip, kurtuluşu için dua ederse o dertten kurtulup, refaha erer.

Savaş halinde, her sabah Fetih Suresini okuyan askeri birlik, düşmana karşı başarı kazanır. Cemaat sabah namazını mütakip, 1001 defa Fetih Suresini okuyup, ordunun galip gelmesi için dua ederse ordu zafer kazanır.

Bir kağıda safran, misk ve gül suyu karışımı mürekkeple yazıp, üzerinde taşırsan kendini korumaya alırsın.

Aynı şekilde yazılıp bir ticaret hanenin kapısı üzerine konulur ve her gün 1 defa Fetih Suresi okunursa; o yerin bereketi ve saadeti artar.

YUSUF SURESİ:
Baht açıklığı için okunur.
Yusuf Suresi bir kağıda yazılıp, hamile kadının üzerine konulursa erkek çocuk doğurur.

Çocuğu olmayan; çocuk sahibi olmak niyetiyle 7 gün 1 defa okursa niyeti gerçekleşir.

Suçsuz yere hapiste olan; "Felamma dehalu ala Yusufe ava ileyhi" den "el hakim" e kadar olan ayeti; gül suyu, safran ve misk karışımı mürekkeple yazıp, sağ pazusuna bağlar ve ayeti okumaya devam ederse en kısa zamanda kurtuluşa erer.

TEVBE SURESİ:
Kötülüklerden, şerlilerden, her türlü musibetten kurtulmak için günde 7 defa okunur.

Bu Sure yazılıp bir meskene asılırsa o yer hırsızdan emin olur, zarar görmez, muhafaza olunur.

Okuyan nifaktan ve münafıklıktan kendini korur.
Sabah akşam 7 defa okuyana ALLAH tüm işlerinde kolaylık nasip eder. Başarılı olur.

DUHAN SURESİ:
Günde 3 defa okuyan her arzusuna kavuşur.

TİN SURESİ:
Her gün 7 defa okuyan kötü ahlaktan kurtulur.


KAYNAK: RESÛLULLAH'IN DİLİNDEN SÛRELER'İN VE DUALAR'IN ESRÂRI, HİKMETİ, FAZÎLETİ (Pamuk Yayınları)

Resulullah(sav):" Fakirler cennete zenginlerden beşyüz sene önce girerler."

Resulullah(sav):" Fakirler cennete zenginlerden beşyüz sene önce girerler." Tirmizî, Zühd 37. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 6
Açıklamalar
Peygamber Efendimiz’in hadislerinde hem fakirlere hem de zenginlere yönelik müjdeler vardır. Bu kısa hadis, fakirler için müjde ihtiva eden rivayetlerden biridir. Ancak, konuyla ilgili bir çok rivayette, müjdelenen fakir ve zenginlerin vasıflarından da bahsedilir. Temel nitelik olarak, sabreden fakirlerle, varlıklı olmanın gereğini yerine getiren dürüst ve şükreden zenginlerin öne geçirildiğini görürüz. Buna göre her fakirin her zenginden daha önce cennete gireceği gibi bir genel hükme varılması söz konusu olamaz. Cennete en son girecek nice fakir bulunduğu gibi, cennete ilk girecek olan nice zengin vardır. Çünkü Peygamberimiz’in doğru ve güvenilir tüccarın peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle birlikte haşrolunacağına dair hadisini (Süyûtî, el-Fethu’l-kebîr, II,40) ve benzer rivayetleri de hatırdan çıkarmamak gerekir.

Kıyamet gününde fakirlerin hesabının zenginlere göre daha kolay ve süratli olacağı çeşitli rivayetlerde belirtilir. Çünkü insanlar, bu dünyada sahip oldukları her şeyin hesabını Allah huzurunda verecekler, mal mülk ve zenginlik cinsinden olan varlıklarını nereden ve nasıl kazandıklarından, nereye sarfettiklerinden sorumlu tutulacaklardır. Fakirlerin cennete girişinin zenginlerden beş yüz sene gibi gerçekten çok önemli bir zaman farkıyla önce olacağını göz önüne alarak, dinin fakirliği teşvik ettiği sanılabilir. Oysa burada esas dikkatimizi çekmesi gereken şey, zenginlerin hesabının çetin olacağı ve içine haram karışmamış bir zenginliğin zor bulunacağı gerçeğinin kavranılmasıdır. Kaldı ki, âhiretteki sene hesabının dünya ile kıyas edilmeyeceği de bir başka gerçektir. Kur’ân-ı Kerîm’de: “Muhakkak ki Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir” [Hac sûresi (22), 47] buyurulur.